Şehirlerin de Ciğerleri Var !

05 Şubat 2019 10:36

Şehirlerin gelecekleri için plan yapmak ve bu planı uygulamak çok önemlidir .



 Değişik ölçeklerde yapılan şehir planları şehirlerin geleceğini belirler. İyi bir plan o şehre nefes aldırır, kötü bir plan ise adeta boğar.Elbiseyi dar yaparsanız değişik yerlerinden patlar, sizi sıkar, geniş yaparsanız da hareketlerinizi kısıtlar, tökezleyip düşersiniz.

İllerin  baş döndürücü bir hızla ilerleyen ve gelişen konumu, körfez geçiş köprüsü ve otoyolun hızla ilerlemesinin etkileri revizyonları zaman dilimlerinde  zorunlu kılmaktadır. Yalova ilimizde üst ölçekte plan revizyonları yapıldı.İtirazlar ile ve revize edilmesi gereken yönleriyle gündemde.Bu planın  daha alt ölçeklere de indirgenerek önümüzdeki yol haritasının belirlenmesi elbette çok önemli. Planlar şehrin geleceğine yol açma rolü ile çok önemlidir. Su yatağına yol vermek ile selin önündekileri kurtarmak arasındaki fark kadar belirgindir bu yaklaşım aslında.

Şehirlerin nefes alması adeta ciğerimize çektiğimiz temiz hava kadar önemlidir. Biraz zülfi yarene dokunabilirim ama şehir için olmazsa olmaz kırmızı çizgilerin de ifade edilmesi gerekiyor. Genel değerlendirme ile ülkemizde kentsel dokuda yeşil alanlar o kadar azaldı ki adeta betona ve asfalta mahkum olundu. Bunun temel nedeni yeşil alanların hep angarya olarak görülmesi, kambur olarak taşındığı düşüncesidir. Adeta şehirler nefes alamaz hale geldi. Çocukların ayaklarının toprağa basacağı toprak ve çimen bile zamanla resimlerde görülecek hale geliyor. Şehirler planlanırken kişi başına düşecek yeşil alanın standardı elbette vardır ama pek de uyulmuyor ki bu hale geliniyor. Nüfus artışıyla bu alan hep küçülüyor. Doğal hayatın en güzel yönü olan yeşil alanlar katledilirken belki de geleceğimizden bir şeyler kaybettiğimizin, sağlığımızdan olacağımızın farkında bile değiliz.

Kente bakış açısının değişmesi gerekiyor belki de. Her şey rant demek değil hayatta. Yapılaşma o kadar had safhaya gelmiş ki adeta neredeyse denizin içine binalar kondurulmuş. Denize girmek için evlerin bahçesinden geçmeniz gerekiyor. Bina sahibi de malum her tarafı çevirmiş ve denize giremiyorsunuz. Bir de kendisine göre iskele yapmış, kendi mülkü gibi kullanırken siz hakkınız olanı bile kullanamıyorsunuz. Geçmişte hatalar yapılmış ama bunun diyetini şimdiki nesil ödüyor ve ödeyecek. Yalova da denize paralel yapılaşmadan dolayı adeta deniz havasına setler çekilmiş, güzelim deniz havasının şehir içine kadar girmesi engellenmiş. Denize paralel değil de şehir planlamasını en uygun açılı yapılaşması uygulansaydı hem daha fazla insanın deniz manzarasını görmesi sağlanmış olurdu, hem de denizden gelen havayı tüm şehir teneffüs ederdi. Bir de çok katlı binaların denize yakın noktalarda yapılması da bence mantıklı değil. Daha geri planda yapılsalardı daha uygun olacağını düşünüyorum.

Hiç birimiz bu denli betonlaşmayı tasvip etmediğimize göre neden şehirlerimizi adeta betondan duvar örülmüş gibi yaşanılmaz hale getiriyoruz? Ciğerleri olmayan şehirler nasıl yaşayabilir ki? Bu açıdan betonlaşma ile birlikte park eden araçlarla metal şehirler görünümü insan doğasının kabul edebileceği manzara değil. Geriye dönüşü olmayan bir yolda değiliz. Hiçbir şey için geç kalınmış değil. Yeter ki isteyelim. Şehir merkezinde bundan sonrası için yapılaşmaya izin verilmemesi gerekiyor. En azından eldeki yeşil alanları korumamız lazım. Yada eski binaların yıkılıp yerlerine yeni, çok katlı binaların yapılmasında nefes alan şehirler zedelenmemeli. Diyeceksiniz ki zaten Yalova Yeşil & Mavi yol ile şehir merkezinden 5-10 km uzaklaşıldıkça doğa ile kucaklaşıyorsunuz. Ama şehir merkezinde yaşayanlar için akşamleyin yarım saatliğine bile olsa çocuğunu alıp götürme imkanı her zaman olmuyor. Şimdi belki pek önemli görünmeyecektir bu konu ama 10-20 yıl sonra yeşile olan ihtiyacımız daha çok artacak. Yalova’nın artan nüfusu ile geriye dönülemeyecek hataları yapmamak lazım. 

Belediyelerimizin “Kentsel Doku” konusunda çalışmaları var.Elbette yerel yönetimler sorumluluk alanlarındaki yerler hakkında en güzelini yapmayı amaçlamaktadırlar. “Dünya sağlıklı kentleri” içerisinde yer alan Yalova’mızın bu özelliğini yitirmemesi lazım. Benim burada kaygım vatandaş olarak yeşil ile betonlaşma arasında kişisel rant derdine düşenlerin ileride geri dönülemez adımlarından dolayı hepimize verilecek olan zarara dikkat çekmek isteyişimdir. Belki bu günü kurtarırız ama yarının hesabını veremeyiz çocuklarımıza. Çünkü doğa kendisinden alınanı kat kat geri alacaktır. Asfalt ve beton yığını içerisine hapsolmuş ve ruh sağlığı gitgide bozulan nesillere bunun hesabını verebilecek miyiz.

Önce kaybolan sağlığımız, daha sonra kaybolan sağlığımız için kaybedeceğimiz servetimiz. Servetimizi kaybolacak sağlığımız için harcayacağımıza başta sağlığımızı kaybetmeden akla uygun davranmak , şehirlerimize, kasabalarımıza “Nefes aldırmak” daha akıl karı değil mi? Benden söylemesi…

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle