Kıbrıs’ta Bir Mardinli…

20 Kasım 2017 08:22

Ocak ayının sonuna doğru bir Cuma sabahı, dalga dalga gelen şiddetli yağmur altında uçağımız, Ercan Havalimanına indi.



Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşları kimliklerini gösterek, Pasaport bankosunda doldurdukları bir evrak ile ülkeye giriş yapabiliyor. Orada doldurduğunuz evrağı çıkışta geri vermenizi istiyorlar.

1974 yılında, Kıbrıs’ta yaşayan Türk soydaşlarımıza, Rumların başlattığı katliam ve soykırımı durdurmak için Türkiye garantörlük hakkını kullanarak adaya çıkmıştı. Kıbrıs’a ilk kez geliyordum. Havalimanı otoparkında kiraladığımız aracı teslim alarak üç günlük ada turumuza başladık. Sağdan direksiyon kullanmaya alışmakta kolay değildi.

İlk gün rotamız, Güzelyurt, Lefke, Gemikonağı ve konaklayacağımız Girne idi. Güzelyurt’a kadar duble yoldan gittik. Güzelyurt’a yaklaştıkca Portakal bahçeleri her iki yanımızda görülmeye başladı. Bu bölgenin, Kıbrıs’ın en verimli toprakları olduğunu ve Rumların ısrar ile geri istemelerine şaşırmıyorsunuz. Güzelyurt’ta dönüşte yemek yeriz düşüncesi ile yolumuza devam ettik. Adanın, KKTC’ye ait en batı noktasına gitmeye çalışıyorum.

Gemikonağı girişinde, Şehit Pilot Cengiz Topel’in Anıtparkı var. Ağustos 1964’te artan Rum şiddeti üzerine, Türkiye’den yapılan gözdağı verme uçuşları sırasında, Rum uçaksavarları tarafından uçağı isabet almış ve paraşüt ile atlamıştı. Sağ olarak kurtarılmasına rağmen Rum milislerce yakalanarak, şu anda bölgede kendi adı ile anılan hastaneye götürülüyor ve orada işkence ile öldürülüyor.

Parkta şehit pilotumuzun düşürülen uçağının parçaları da var. Her Türk Vatandaşının görmesi gerekli güzel bir anıt-park olmuş.

Gemikonağı içinde şiddetli yağmur altında ilerliyoruz. Çay-kahve içip, dinleneceğimiz bir mekan ararken denize paralel cadde’de Gemikonağının sonuna kadar gittik. Burada karşınıza büyük bir tesis çıktı. Mardin’li Restaurant.

Sağanak altında arabadan koşarak içeri girdik. İşletme sahibi olduğunu öğrendiğimiz Sn.Süleyman Oral bizzat bizim ile ilgilendi ve müthiş deniz manzarası ve çay-kahve eşliğinde hikayesini anlatmaya başladı.

Mardinli Süleyman Bey, 1974 yılında Sarıkamış’ta askerlik görevini yapıyor. Birgün komutanlar geliyor ve bölükleri toplayıp açıklama yapıyorlar. Kıbrıs’ta karışık durumlar var. Ada’ya çıkma ihtimali var. Ölüm-kalım var. Sadece gönüllüleri götüreceğiz diyorlar. Süleyman Bey, bizim bölük tam mevcudu ile bir adım öne çıktı diyor. Hemen yola çıkılmış. Otobüsler ile Sarıkamış’tan Mersin’e intikal ettik diyor. Yol boyunca tüm yerleşim yerlerinde otobüslerimizin önü kesildi ve halkımızın, askerlerimize her türlü yiyecek-içeçek ikramları yapmasını anlatırken gözleriniz doluyor, tuhaf oluyorsunuz.

Mardin’li Süleyman askerimizde, Temmuz 1974’teki ilk çıkartma da Girne sahillerine çıkıyor ve ilerliyorlar. Arkasından ikinci hareket yapılarak Magosa tarafları da alınarak Kıbrıs’taki mevcudiyetimiz rahatlatılıyor. Süleyman Bey, Ada’da ilerledikleri bölgelerde nüfus azlığı dikkatini çekiyor ve bu topraklarda kim yaşayacak diye kendi kendimize sorduk diye anlatımını sürdürdü. Komutanlarına savaş sonrası burada göçmen olarak kalmak istediklerini ve ne yapmaları gerektiğini soruyorlar. Dilekçeleri, merkez ilçe Lefkoşe’ye ulaşıyor ve savaş sonrası müracaatları kabul edilerek ada’da kalıyorlar. Burada Güzelyurt’lu bir kız ile evlenerek yaşamına devam ediyor. Nihayetinde de Gemikonağındaki bu işletmeyi açıyor.

İşin ilginçliği yıllar sonra ortaya çıkıyor. Türkiye’den ada’ya araştırma için gelenlerden kendisinin KKTC’nin 1.numaralı göçmen’I olduğunu öğreniyor. Kıbrıs Türk kesiminde farklı durumda insanlar var. Kıbrıs Türk Halkı, Türkiye’den gelerek ada halkından evlenmişler ve Türkiye’den aileleri ile gelerek buradaki toplum ile kaynaşmamış kişiler. İşte bu son grup özellik ile Kıbrıs Rum ve Türk tarafından istenmeyen kişiler olmuş.

Mardin’li Süleyman Bey, Gemikonağı sahilindeki tesisini aşama aşama yatırımlar ile büyütüyor. Türkiye’den bakan ve üst düzey bürokrat tüm gelenlerin mutlaka uğradığı bir yer. Annan planı doğrultusunda Rum tarafı baskıları arttığı dönemlerde Türkiye’den gelen bakan ve politikacılar Süleyman Bey’e buraları Rumlara verilecek, git kendine Girne’ye yakın başka bir yer bul diye tasviyelerine şiddet ile karşı çıkmış ve Kıbrıs davamıza inanmış bir  soydaşımız.

Mardin’li Süleyman Oral’I tanıdığınız zaman, Türkiye’de yaşayan farklı alt kültürlerdeki insanların, Türk olsun, Kürt olsun birbirine et-kemik gibi kaynaşmış olduğuna ve batı emperyalizminin asla bizleri bölemeyeceğine bir kez daha  inananıyorsunuz.

Dönüş yolunda Güzelyurt içinde tavsiye ile gittiğimiz Kasap’ta yediğimiz et muhteşemdi.

Geldiğimiz yoldan geri dönerek Lefkoşe çevre yolu üzerindeki etkileyici Girne kavşağı üzerinden Girne’ye ulaştık.

Bu kara kış ve şiddetli yağmur altında bile Girne çok güzel, harika. Sabah yağmur geçmiş ve güneş açmıştı. Karşımızda Toros dağları ve Türkiye. Muhteşem.

Kıbrıs turumuzun devamını, 2.ci bir yazıda anlatmaya çalışacağım.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle