Ekoloji İçin Alârm Çanları Çalıyor

19 Haziran 2021 11:56

Marmara Denizi’ nde başlayan deniz salyası yani müsilaj giderek artan boyutlarda varlığını sürdürüyor.



İlgili makam ve mevkidekilerin uygulamaları ne sonuç verecek ileride göreceğiz.

Eskiden bir söz vardı; “sivrisinekle uğraşmayı bırakın, siz asıl bataklığı kurutun” diye…

Suyun üstündekileri toplamanın yeterli olamayacağını artık iyice benimsememiz ve ona göre önlem almamız gerekiyor.

Bakın son habere…

İstanbul Üniversitesi'nden bir ekip Marmara Denizi'ni yavaş yavaş öldüren deniz salyasıyla mücadele devam ederken yaptıkları araştırmalarda yeni bir keşifte bulundu. Denizden gelen çürük yumurta kokusunun kaynağını araştıran ekip, 1270 metre derinliğindeki Çınarcık çukurunda yeni canlı yaşamını yok edebilecek olan hidrojen sülfür ile karşılaştı. Konuyla ilgili açıklamada, 2019 yılında bu çukurda gaz olmadığı, yeni tespit edilen bu hidrojen sülfürün bir felâket habercisi ve Marmara Denizi ekolojisinde yeni bir döneme geçildiğinin kanıtı olduğu, ileri sürüldü.

Açıklamalara göre, hidrojen sülfür, denizde yeterli oksijen kalmayınca oluşuyor. Bu da deniz suyunun kimyasal özelliklerinin bozulduğunu gösteriyor.  (https:// www. sondakika. com/ haber/ haber- marmara- da-yeni- felaket-cinarcik- cukurunda- 14206067/)

Esasen deniz kendi haline bırakılsa kendisini temizler.

Örneğin deniz patlıcanı ya da denizhıyarı denilen canlı türü, deniz tabanındaki kumu ve deniz suyunu filtre ederek temizliyor.

Ancak biz (gıda, ilâç ve kozmetik sektöründe oldukça değer gören)bu canlıları avlıyor ve uzak doğu ülkelerine kilosu 150 dolara varan fiyatlarla satıyoruz.

Belirli dönemlerde kimisi izinle kimisi kaçak ekosisteme zarar veren bu av sürüyor.

Denizin üstü kadar içinin de ne kadar özenle korunması gereği ortada…

Kendi elimizle doğal yaşamı yok etmememiz gerekiyor.

Çevreye gereken duyarlılığı göstermiyoruz.

Yeterli çevre bilinci olmayınca, yaşadığımız toprağı, ormanları, yaylaları, akarsu ve gölleri, denizleri yok etmekten tüm toplum sorumludur.

Ülkemize hemen hemen her gün bir doğa katliamı ile karşılaşmıyor muyuz?

Müsilaj, tesadüfen oluşan bir çevre felâketi değildir.

Müsilajın oluşmasında tetikleyici etkenlerin ne olduğu bilinmektedir. Bunlar arasında küresel iklim değişikliğine bağlı olarak Marmara Denizi’ nde sıcaklığın artması, bu yetmezmiş gibi kimi sanayi tesislerinin sıcak sularını Marmara Denizi’ ne akıtması, Marmara Denizi’ nin yapısının atık birikmesine uygun olması, deniz dibindeki fosfat ve azot yükünün giderek artması, deniz dibinde canlıların yaşaması için uygun oksijenin kalmaması gibi etkinler sayılabilir.

Ülke sanayisinin neredeyse yarısı Marmara Denizi çevresindedir. Hem evsel, hem de endüstriyel atıklar çoğu yerde uygun şekilde arıtılmadan ya da çok az arıtılarak denize verilmektedir.

Hemen hemen tüm dereler son derece kirli ve hiçbir şekilde arıtılmadan her türlü yaşamı tehdit eden unsurları denize taşımaktadır.

Eline bir şey geçen hiç tereddüt etmeden denize atmaktadır.

Suya karışan fosfor gibi organik bileşikler, doğal yaşamı tehdit eden unsurların çoğalmasına neden olmaktadır.

Kısacası müsilaj, birdenbire ortaya çıkmamıştır.

Yılların yanlış politikalarının ürünüdür.

Yıllarca yapılan yanlışlar, müsilaj gibi sorunların doğmasına neden olmuş ve denizlerimiz kirlenmeye mahkûm edilmiştir.

Büyük sorun durumuna gelen müsilaj için ivedilikle önlemler alınmalıdır.

Deniz yüzeyindeki müsilaj temizliği sadece makyajdır ve yeterli değildir.

Bütün işletmelerin ileri biyolojik atık arıtma sistemine geçirilmesi sağlanmalıdır. Denizlere azot, fosfor ve organik atık boşaltan işletmelerin, ileri biyolojik artıma sistemlerine geçene kadar üretimleri durdurulmalıdır.

Çöp ve atık suların, dereler dâhil arıtılması ve geri dönüşüme yönlendirilmesi sağlanmalıdır.

Sanayi tesisleri deniz kenarından alınarak yurdun değişik bölgelerine dağıtılmalı; deniz çevresinde yeni yerleşim ve sanayi tesislerine izin verilmemeli ve böylece Marmara Denizi’ nin kendine gelebilmesi için olanak sağlanmalıdır.

Böylece batıya göç de sınırlandırılmış ve insanlar kendi kentlerinde iş güç sahibi olacaklardır.

Denizlerimizin temizliği ve ekolojik denge için deniz patlıcanı ya da denizhıyarı türü canlıların çoğalması sağlanmalıdır.

Siyasî rant uğruna denizlerimizi sona erdirecek davranışlardan kaçınılmalı; disiplinler arası işbirliği sağlanmalıdır.

En son: Marmara Denizi çöplük değildir!

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle