bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort bursa escort şişli escort escort istanbul yeni escort escort bayan ataşehir escort mecidiyeköy escort beylikdüzü escort sakarya escort kocaeli escort escort bayan bodrum bodrum bayan escort

Eşi Olmayan Devlet Adamı

Eşi Olmayan Devlet Adamı

DÜNYA ATATÜRK YILI- 1981

24 Ekim- 28 Kasım 1978 tarihleri arasında toplanan Unesco Paris Konferansında alınan karar ile 1981 yılı Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’e ithaf edilmiş, 1981 yılında yapılacak tüm etkinliklerde ATATÜRK’ün yâd edilmesi ve onun fikirlerinin benimsenmesi ve tartışılması karara bağlanmıştı.

Şimdi tarih sayfalarını aralayıp o günleri hatırlayalım.

1978 yılında Paris’te BM’nin UNESCO Kültür kolu, genel kurul toplantısı yaparken, başkanlık divanına “1981 yılının tüm dünyada Atatürk yılı olarak anımsanmasına karar verilmesi” ile ilgili 11 ülkenin imzaladığı bir önerge verilmiş ve bu önergede şöyle denmişti:

“... Üç sene sonra 1981 yılı geliyor. 1981, Atatürk’ün doğumunun 100. yıl dönümüdür. Atatürk elbette 20’nci yüzyılın en büyük devlet adamlarından biridir. Bellidir ki, Türkler o özel gün için çok özel olarak hazırlanıyorlar ama Atatürk’ü anmak bir tek Türklere bırakılmamalıdır. Çünkü Atatürk, tüm insanlığın ortak paydasıdır, dolayısıyla hazır BM kültür kolu burada toplantı halinde. UNESCO şu anda genel kurul yapıyor. Bu genel kurul bir karar almalıdır, bu karar üye devletlere iletilmelidir. Önümüzde 3 yıl var. 3 yıl hazırlanılmalıdır ve 1981 yılı bütün dünyada günü gelince, Atatürk yılı olarak anılmalıdır.”

Bu önergeye bir delege itiraz eder:

Kürsüye gelen bu İsveç delegesi konuyu açıklarken, “... Ben” diye başladığı sözlerine şöyle devam eder, “Atatürk’ün büyüklüğünü elbette biliyorum. Türkler için, insanlık için, çağdaşlaşma için ne anlama geldiğini de biliyorum. Buna rağmen bir kaygım var. Onu sizinle paylaşmak için söz aldım. Evet, Atatürk bir devlet, bir Cumhuriyet kurucusu... Fakat dünyada 200 devlet var, yarısından fazlası cumhuriyet. Bu kadar cumhuriyet kurucusu varken, bugüne kadar kimse için düşünmediğimiz bir olayı, şimdi bir tek Atatürk için ve Türkler için düşünüyor olursak bu ileride başımıza bir iş çıkarır mı, bilmiyorum. Ama bu endişeyi taşıyorum.”

Bir süre sonra başka bir ülkenin delegesi kürsüye gelir:

“...Şimdi de George Washington’un doğumunun şu yılı, Napolyon’ un ölümünün bu yılı, bu defa dünya onların da ölümünün veya doğumunun 150’nci, 200’üncü yıl dönümünü anmalıdır…’ derse ve bu seçkin kurul buna hayır yanıtını verirse, gereksiz yere kırılganlıklara yol açmış olmaz mıyız? Dolayısıyla Atatürk büyük bir lider ama onu tarihe bırakalım. Bana göre bu kararı geçmeyelim. Görüşüm budur.” der ve yerine oturur.

Salon tam bir sessizliğe bürünmüştür. Bunun üzerine bir kişi daha söz alır. Kürsüye gelen, o zamanın Sovyetler Birliği delegesidir. Konuşmacı yumruğunu masaya vurarak,

“...20’nci yüzyılda, hiçbir ülke bir Mustafa Kemal çıkarmadı ki, böyle bir kaygı söz konusu olsun. Bu mümkün değildir. Dolayısıyla bu karar bugün alınmalıdır...” der ve yerine oturur.

Oylamaya geçilir. Aleyhte konuşan İsveçlinin de olumlu oy kullanmasıyla o gün, “1981 Yılının Atatürk Yılı olarak kabulüne” oy birliği ile karar verilir.

UNESCO’nun BM Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü’nün 152 ülkesinin oybirliği ile yapmış olduğu Atatürk tanımlaması şöyledir:

“ Atatürk: uluslararası anlayış, işbirliği, barış yolunda çaba göstermiş üstün kişi, olağanüstü devrimler gerçekleştirmiş bir inkılâpçı, sömürgecilik ve yayılmacılığa karşı savaşan ilk önder, insan haklarına saygılı, dünya barışının öncüsü, bütün yaşamı boyunca insanlar arasında renk, dil, din, ırk ayırımı göstermeyen, eşi olmayan devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusudur.”

UNESCO genel kurulu kararı doğrultusunda, Atatürk’ün doğumunun 100. yılı bütün dünyada “1981 Atatürk Yılı” olarak kutlandı.

Tüm dünyanın hakkını teslim ettiği ATATÜRK, fikirleriyle ve eserleriyle halen dimdik ayakta durmaktadır ve ilelebet de duracaktır.

Yabancıların “ 100 yılda bir böyle bir lider gelir” diyerek gıptayla baktıkları ATATÜRK’ ü  iyi anlamanın ve onun emanetlerine sahip çıkmanın gereği ortadadır.

AHMET AKYOL, YALOVA, 11 Temmuz 2017

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle